bor.sehri.sitemynet.com
Ömer Fethi GÜRER

Bor Şehri
Bor
Mektuplar
Atatürk
Turizm
Balcı Köyü
Pınarcık Köyü
Çınarlı Köyü
Çukurkuyu
Gözlemler
Yeşilburç
Kapadokya
Niğde'ye Bakış
Tarih
Söyleşi
Gazeteler
Mesajlar
Niğde
Adresler

Gözlemler



Yaylayolu

NİĞDE YAYLA YOLU KÖYÜ

Ömer Fethi GÜRER

Niğde il genelinde bilinmeyeni çok bir zenginliğin adıdır. Eski adı Valısa olan Yaylayolu köyü de Niğde için değişik bulguların yer aldığı önemli bir merkez. Köyde Kale, Delikli kaya dikkat çeken önemli yerlerdir... Geçmişten kalan birkaç eski taş evinde olduğu köyü Ramazan Kahraman ve Serdar Omay ile gezdik.

Yaylayolu'nda yer alan Kale köye birkaç kilometre ötede, Kaleye bakan "Delikli kaya da kaleye yakın bulunuyor."

Ramazan Kahraman Kale ile ilgili duyduklarını şöyle anlattı : "Kale çok eskiden kalmadır. Kale içinde bulunan odalar tabiattan etkilenip aşınarak yıkıldı, kalıntılarının ise duruyor. Kale çevre duvarları yok olmaya doğru gidiyor. Ayrıca "Gavur yolu" diye tanımlanan yerde de 2 mağara ile Rumlardan denilen mezar yerleri biliniyor.

Mağaralarında Kale'yle bağlantısı bulunduğunu köyde büyüklerimiz anlatırdı. "Şembağ" dediğimiz yerde Kale altı mağara girişi kapı bölümü çökerek dolmuş olduğundan içine girilemiyor. "Tıraz mağaraları olarak adlandırılan bölgeye köyden de giriş olduğunun yine dedelerimizden dinlediğimizdi. Bu mağarlardan içine girilenlerde belli mesafede yürüdüğünde ışık sönüyor denirdi... Mağara içinde bulunan, minare yüksekliğinde yukarı çıkılan bir mağaranın da varlığı biliniyor. Girişte 2 oda olan mağarada yukarı çıkıldıkça farklı yönlere açılan odaların olması nedeni ile değişik bir sığınak gibidir. Bölgemizde dün ile ilgili bu önemli eserler detaylı bir incelemeye alınması ve tarihi dünün açığa çıkarılarak turizmden köyümüzünde ilgi görmesi beklentimizdir." Diye konuşuyor..

Köyde son yıllarda iş ve ürün sorunu nedeni ile önemli göç olduğunu ve her yıl nufusun azaldığını da söyleyen Kahraman, özellikle İstanbul'da çok sayıda hemşehrilerin olduğunu da sözlerine ekledi.
Yayla yolu köyünde kale, mağaralar ve delikli taşın incelenmesi ile bölgeye turizm açısından bir kapı aralanacağını da belirtti. Köylüler bölge genelini kapsayacak bir yol ile turizmin en azından tanınma yönünde yarar sağlayacağını da belirttiler.

Güllüce köyünde Güllü Baba kardeşi "Valısa" yani Yayla yolu köyünde mezarınada uğradım . Köylülerin yıllardır yağmur yağmadığı zaman kafileler halinde ziyaret edip dualar okuduğu Güllü Baba kardeşi Yayla yolu köyü altlarında bağlık ve bahçelik bir alanda açık mezar olarak duruyor. Mezar etrafı son zamanlarda duvar ile örülmüş. Güllü baba gibi kardeşi çok tanınmıyor ama köy halkı inanışına göre Güllü Baba kardeşi ile dağdaki yatıra yağmur duasına gidildiğinde yağmur yağıyor. Ramazan Kahraman, yolu bozuk olan yatırın olduğu yere bizi götürdüğünde bu bölgeye köy kadınlarının dua için geldiğini erkeklerin ise Kale bulunan dağdaki yatıra çıktıklarını anlattı. Güllü Baba kardeşi olduğu inanılan yatırın mezarı üç metreye yakın taşlarla düzenlenmiş ve üzerinde mum yanısıra çıralarda yakılıyormuş. Çevrede beş altı çıra bulduk. Niğde için Güllü Baba her yıl düzenlenen törenlerde akla gelmeyen Güllü Baba'nın kardeşinin mezarı Valisa'da çiftçilerin yağmur duası için gittikleri yer olarak biliniyor. "Misali Baba" olarak da tanınan (Gül Baba) 17.asırda yaşadığı ve Osmanlı Sultanlarından 4. Murat Hanla görüştüğü dilden dile anlatılan ünlü gül hikayesi ile ermiş olduğuna inanılan bir yatır. Sultan Bağdat Seferi sırasında kış mevsiminde Gül babayı ziyarete geldiğinde açılmış taze bir gül çıkarıp vermesi nedeni ile Misali olan adı Gül Baba olarak günümüze değin yaşamış. Gül baba mezarı açıkta ama yanında biri kubbeli biride düz damla örtülü iki türbe var. Köyde Gül Baba ile ilgili anlatılan en önemli olay Osmanlı ordusu ile ilgili yaşanandır.Osmanlı ordusu kışın sefere çıkar. Kar ağır yağar konaklama ihtiyacı duyulur. Güllüce köyünü ordu aşamaz ve orada konaklamak zorunda kalınır. Erat soğuktan titremekte ve sığınmak amacı ile konaklama çalışmaları yapmaktadır. Bu sırada ilerde bir külübenin tüten bacası dikkat çeker. Padişah atını bu külübeye doğru sürer içeri girdiğinde ak sakallı, nur yüzlü, bir kişi ocakta çorba kaynatmaktadır. Padişah daha selam vermeden Aksakalı dede bende sizi bekliyordum. Üşümüşündür. Geç ocağın yanına ısın askerlere de çıra gönderlim der. Ocaktan yanan bir çam alır. Sultan nöbetçisine al götür ısınsınlar diye konuşur ve az sabretsinler çorbada kaynamak üzere diye konuşur. Padişah dayanamaz bu kadar çıra ile bu ordu ısınacak. Bu çorba ile nasıl doyacak diye sorar.Aksakallı Misali dede Allah kerim yanıtını verir. Askerler çadırlarını kurup korunma noktasına geçmişlerdir ve Gül baba verdiği çıra ile ısıttığı Çorba tüm orduyu ısıtıp karnını doyurmaya da yetmiştir. Padişah gördükleri yaşadıklarından mutlu ayrılırken bir torba altın vererek Gül babaya teşekkür etmek ister ancak gül baba bu size seferde gerek diye altın dolu keseyi almaz . Padişahta elini öpüp senin adın gül baba olsun diye bölgeden ayrılır. İşte bu Gül baba ile ilgili olay dilden dile günümüze erer. Her yıl anam törenleri düzenlenen Gül baba gibi Altunhisar'da bir Güllü Baba yatırı yeri de vardır. Niğde için Güllüce Gül baba ziyaret olarak öne çıkar. Yayla yolundaki mezarda Gül baba kardeşidir ki onunda Yayla yolu halkı için büyük önemi vardır.

Niğde

1930'LU YILLARDA NİĞDE

Ömer Fethi GÜRER

A.Rasim Kocabaş 29 Birinci Teşrin 1937 tarihli Niğde gazetesinde "Ben yedi yıldır Niğde'deyim,İstedim ki, bu yıllar içinde Niğdenin geçirdiği değişiklikleri yazayımda, ileriki nesiller bunları hayretle okusunlar" diye başlayan bir makale yazar ve 1930-1937 döneminin Niğde'sini anlatır.
"Yıl 1930.. Ankara'dan Niğde'ye geleceğim.Otomobil yok.Trende tabii yok... Sol kulağını göstermek için sağ elini enseden dolaştırır gibi,ben de Niğde'ye varmak için önce Eskişehir'e döneceğim,sonrada Ulukışla'ya geçeçeğim! Bereket versin, Konya'ya işleyen bir kamyon buldum da oradan geldim."

Ulukışla'da tek kamyonun başına bir çok kişi toplandık..Şöfer yolcu çokluğundan şımarmış, iki kat ücret isteniyor.Yolcular soğuktan üşümüş, her şeye razı. Balık istifi sıkışıp yollandık. 55 kilometre yolu 3 saatte aldık. Amma buz kesildik. Kolsuz denilen yokuşta Niğde'li yolcular hazin bir sesle mırıldanıyorlardı:
- Burası netameli bir yerdir, her yıl bir kaza vukubulur,insanlar ölür!
Soruyordum.
- Niğde'de hangi otele ineyim?
- Hanlar vardır, diyorlardı, onlarda bir iki gün kaldıktan sonra ev tutarsınız...
Seferberlikte Sivas'ta müfettişlik etmiş olduğum için Şair F.Nafiz Çamlıbel'in "Han duvarları" başlıklı manzumesinden kısmen anlattığı o kötü hanlar gözümde canlanıyor ve "hım... diyorum, 15 yıl önce nasılsa yine öyle buraları" (Şimdi Niğde'de 3 tane otel vardır.1937) Otomobil beni mektep kapısında indirip geçiyor.
Mektep Müdürü: "Bu akşamlık yerli bir arkadaştan yatak getiririz de mektepte beraber kalırız... Buralarda otel yoktur. Hanlarda nasıldır siz daha iyi bilseniz gerektir."
Ertesi geceyi bir arkadaşta geçiriyorum amma iki gündür aradığımız evi bulmak imkansız!
Fırka gelir gelmez kiralar kabarmış, en kötü izbeler için bile 8-10 lira isteniyor.(Şimdilerde kiralar yüzde kırk inmiştir.1937)
Sakarya mektebinin boş bir odasında yirmi gün titredikten sonra 4 arkadaş 16 liraya bir ev tutuyoruz. Ondan sonra her bekara mukadder olan hayat : Lokantada yemek, içmek, kahvede vakit geçirmek, evde yatıp kalkmak... Peki ama her yerde, her bekar Niğde deki bizler gibi olsaydı hiç bekar kalmaz ya ölür yahut evlenirdi!
Hükümet önünde bir tek lokanta var... Geçse gelirseniz aç kaldığınızın resmidir. Bakkallar da fırıncılarda akşam kapadıkları için büsbütün çaresiz kalırsınız vesselam...

Akşamları bir tek kahve açıktır. Konak önündeki bu kahvede bir kaç memur ancak yatsı ya kadar otururlar. Gazete ancak abonelerde bulunur,ne kahveciler alır, ne de kimse satar.(Şimdi alanda var satanda.1937)
Konak önünde yüksek duvarlı, demir parmaklıklı,havuzlu bir bahçe. Tabii sultanlık ve derebeylik gününde yapılmıştır. Mutasarrıflarla Valilerin ve Daire Müdürlerinin nefsi nefislerine münhasır!.. Şimdiki gibi milleti düşünerek herkesin ferahlayabileceği parklar yaptırmak,orada Halkevi Bandoları çaldırmak kimin umurunda!

Sokaklar hele konak önleri biraz yağmur ve çamur olunca geçilmez olur. Tam istibdadın son günlerinde Ayasofya meydanını andırır; Gölcükler peyda olur,içlerine çamurlu sular dolar.Oralardan geçecekler önceden geçmişlerin izlerinden yürümezlerse batarlardı!(Bu günse o yerler parke döşelidir.1937)
Hele geceleri zifiri karanlığı sormayın!Çamurlara saplanıp yolu çıkaramadıkça yanınızdaki evlerin pencerelerine şöyle bağıracağızın gelirdi :
- Aman gardaşcığım, bacıcağızım; şu çıranı biraz tutuver de yolumu bulayım : Batacağız.(Bu günde bu zifiri karanlık vardır; fakat, iki ay sonra yani 1938 yılının başında Cumhuriyet nuru olan elektrik yalnız sokakların değil, her yerimizin karanlığını aydınlığa çevirecektir.)

Geceleri toplanabilecek bir tek yer var: Askeri gazino... Orası da şimdiki gibi genişletilmemiş olduğu için; değil halkın memurların, Başkanlarını bile kaplayamıyordu.(Şimdi bin kişi alan Halkevinin yerinde yeller esiyordu o zaman!1937).

Memleketin en gözde yerinde iki mektep : Sakarya ve Ortaokul..Çok geniş bahçeleri var ama Allahın toprağı! Ne bir fidan,ne bir çiçek..(Şimdiki gibi gönül çeken yeşillikler ne gezer.!1937)

Şimdi yarısı Milli Kütüphaneye yarısı Halkevine ayrılan yapıda o vakit Matbaa duruyordu. Tabii takımları hem az, hem de pek iptidai idi.(Bugün Matbaanın ayrı binası vardır ve bütün levazım tamdır : Motorlu makinesine de...1937)

Gezilecek başka yer olmadığı için girgin bir adamın yaptırdığı kahveci kulübesinin etrafına serilmiş iskemlelere kurulmak üzere yarış var. Hele akşamları bu istasyon kahvesine varıp ta iskemle bulamayınca keder içinde dönenler bile az değildi.
Orada oturanlar boş istasyon binası ile raysız demir yoluna bakıp hasretle içini çeker ve şöyle mırıldanırdı :
- Acaba buraya Tren geldiğini görecek miyiz?
(Bu gün orada gezinenler önlerinde, günde (4)bazen de (6) defa dört bucaktan haber ve insan taşıyan işlek Demiryolunu görürler.1937)

Hele, Niğde'den İstasyona inerken sağa bakınca insan kendisini İşviçre de zannediyor : Yem yeşil kavak, söğüt veya akasya, elma ve armut ağaçlarının ortasında son sistem bir "ak saray" Bu ak saray Niğdenin yalnız sokaklarını, evlerini değil; kafalarını, gönüllerini, hasılı yüzlerinde ağartacak olan Elektrik binasıdır.
Taa uzakta, Ulukışla yolundaki köprünün altcağızında da bir ak yapı var : Buda geçenlerde işlemeğe başlayan Salhanedir.

7 yıldır bunları göz ile gören kafası ile ölçen ben, 14. Cumhuriyet Bayramımız arafesinde bunları sayıp döktükten sonra sözlerimi şöyle bitireceğim :
Ey gençlik!... Millet ve memleketimize can veren Cumhuriyet her zaman koru... Onu yaratan büyüklerimize daima say..Bu işlerden örnek alarak sende iyi işler yapmaya çalış... Yaşa ve yaşat.

1935'LERDE
NİĞDE - AKSARAY DOSTLUĞU

Ömer Fethi GÜRER

Dünü anmak, yazmak hoşuma gidiyor.Dünde olanalar sanki tek tek elden gidiyor gibi geliyor. O amatör ruh o Cumhuriyete farklı bakış,O şavaş görmüş insanların yurtseverliği günümüzde azalır gibi oldu hatta dostluklar bile farklılaştı.

Bakın Aksaray ile Niğde yıllardır sorunlu iki merkez olarak gösterildi.Aksaray sonunda il oldu.Niğde ile Aksaray 1935'lere uzanan farklı bir dostluk merkezi imiş
4 Mart 1935 tarihli Niğde gazetesinde H. Ulusoy imzası ile yer alan seyahat haberi:
"28 Şubat Perşembe sabahı çok ılık tatlı bir bahar sabahının sevimli yüzünü taşıyordu. Bir gün evvel kararlaştırılan proğram mucibinde, yolcular saat sekizde "Halkevi" önünde toplanmışlardı. Tam saat dokuzda yol alındı, Duraksız bir yolculukla Bor'a varıldı. Bor Belediyesi önünde kısa bir durduktan sonra tekrar yola çıkıldı. Bor'u biraz geçtikten sonra hava tatlı ılık çehresini birdenbire buruşturdu.Kamyonumuzun yan perdelerini yağmurla katışık kar tipisi hırçın serpintileri kamçılamaya başladı. Bu kar, tipi fırtınası içinde bile sporcu arakadaşların neşesi tam yerinde idi. Her ağızdan bir kahkaha, her sözde birer şaka, her yüzde birer sevinç vardı. Hava genç sporcuların kendi hırçınlığı ile alay etmesinden utanmış gibi yavaş yavaş durgunlaştı ve sonra büsbütün vazgeçti.
Güzel, tantanalı bir yolculuk devam ediyordu. Hasandağı'nın karlı yamaçlarını dolaşa dolaşa kayan otomobilimizin ülküsüne koşan Türk gençliği gibi duraksız yürüyordu.

Taşpınar, Alaca köyleri böyle geçildi. Aksarayın Karasu köprüsü yakınında saygıdeğer Aksaraylıların konukseverlik duygularının ilk tezahürür olarak karşılandık.
Halk Fıkrası Başkanı Bay Sait, Halkevi Başkanı Cevdet, Katip Bay İzzet, Maarif Memuru Bay Osman Nuri, Muallim Bayan Malike ve Perihan Aksaraylıların ilk sevgileriyle saygılarımızın birleşmesine ön ayak oldular.
Beraberce tam saat onbeşte Aksaray'a girildi. Halkevi önünde kalabalık Aksaray Kömesi tarafından kafilemiz alkışlandı. İşte bu dakikalar itibaren saygıdeğer Aksaraylıların çok yüksek bir konuk severlik duyguları altında bunaldık...

Kafilemiz her kişinin tek tek bütün istekleri yerine getirebilecek kadar temiz bir saygı örneğimiz ancak Akasaray Kaymakamı ve Halkevi İdare Heyeti gösterebilir.
Perşembe akşamı Halk evinde yapılan güzel bir eğlenti,Akasaray ve Niğde gençliği duygularının ulusal ülkü yolunda birliğini göstermeye güzel bir vesile oldu. Saat yirmiüçe kadar neşeli, tatlı bir gece geçirildi. Her arkadaş konuksever bir Aksaray'lı evinde çok kaygusuz, rahat birer gece geçirdi.

Sabah saat dokuzda tekrar Halkevinde toplanıldı. Bu Cuma denebilir Aksaray Halkevi yaşadığı en canlı günlerden biridir. Genç, ihtiyar, çocuk, kadın, kız bütün Aksaray'lı öğleye kadar devam eden Halkevi cazbandının konserlerine dolmuş taşmıştır... Bu arada Niğde gençliğine karşı Aksaray halkının samimi duygularına tercüman olabilecek bir çok tezahürler görülmüştür.

Öğle yemeğinden sonra üçbuçukta Halkevi önünde iki spor takımı kardeşçe bir fotoraf aldırdılar. Ve muntazam adımlarla futbol alanına gidildi. Futbol alanı olarak eski buğday pazarı hazırlanmıştı. Sonra yine anacağız, Kaymakam ve Belediye Reisi Sayın Bay Selahaddin tutumluluğuna, enerjisine en kuvvetli örnek futbol alanının hazırlanmasıdır. Az zaman içinde çok düz,güzel bir alan hazırlanmıştı. Alışılan kılıkta futbol başladı. Bu esnada bütün yakın yerler damlar,taşlar hertaraf kadın ihtiyat genç halkla dolmuştu.

Oyun iki gençliğin öz duygularına uygun bir kılıkta yapıldı.Oyun bitinciye kadar hiç bir uyuşmazlık, hiç bir kavga ,hiç bir dargınlık görülmedi;ki bu spor yaşayışımız için her zaman iyi bir şeydir.

Bilhassa Aksaraylıların maç esnasında gösterdikleri ağır başlılık iki takıma tam bir Türk gençliği görüşile ve aynı centilmenlikle davranmaları Niğde gençleri üzerinde unutulmaz saygı eserleri bırakmıştır.

Öğleden sonra boş kalan kafilemiz Aksarayı gezmişlerdir. Bu münasebetle, en göze çarpıcı ve Aksaray için övünülecek bir noktayı alamadan geçememiyeceğim. Aksaray'ın temizliği Enerjik çalışkan Kaymakam Bay Selahaddini bu noktada bilhassa kutlarız.
Akasaray'ı evvelcede bilirim. Bir süprüntü yığını olan her köşenin, bir çamur deryası olan her yerin iyi bir görenekle temizlenmesi, ancak titiz bir takibin,yüksek bir iş becermişliğin meyvesidir. Aksaray hakkında daha geniş düşüncelerini duyduğumuz bay Selahhaddin büyük mükafatı bütün Aksaraylıların içlerinde değeri olan yeri tutmasıdır.Bu yöndende kutlarız.
Sayın Aksaraylılarda yapılanı görmek erdemliliği bulundukça Aksaray'ın günden güne daha güzel daha iç açıcı ilerleyişine şüphe yoktur.

Akşam yemeğinden sonra konuklar şerefine düzenlenen balo çok tatlı, çok kaynaşmalı olmuştur. Bütün çağrıları hiç bir iç sıkıntısına meydan vermeyecek biçimde ağırlayan balo tertip heyetinin gösterdiği muvaffakiyet saygı derecesini çok aşmıştır.
Kaymakam Bay Selahhaddin başta olmak üzere balonun neşesine, samimiyetine bütün azası tarafından büyük emekler harcanmıştır.
Sabahın dördünde isteksiz bir halde terk edilen balo Niğde gençlerinin ruhunda unutulmaz saygı izleri bırakmıştır.
Cumartesi sabahı Niğde gençleri yollanırken Aksaraylılar tarafından candan uğurlanmıştır... Kaymakam ve Halk evi idare heyeti, Niğde gençlerini Akasaray'ın dışında bir saatlik mesafeye kadar çıkartmak suretiyle büyük centilmenlik göstermişlerdir. Bu sevgi ocağında çok içli bir ayrılış olmuş iki küme birbirini göremiyinceye kadar şapkaları mendilleri sallamış, gözler arkada kalmıştır.

Otomobilimiz Hasandağının yamaçlarından yine kıvranırken Niğde'li gençler Aksaraylıların yüksek konukseverliğinin borçlarını gönüllerinin derinliklerine kazıyorlar.
Aksaray’da bulunduğumuz az zaman içinde bizde büyük saygı yaratan Kaymakam bay Selahhaddin, Halk Fıkrası Reisi Bay Sadi, Halkevi Reisi Bay Cevdet, Bay İzzet, Maarifi memuru Bay Osman Nuri ve bütün diğer Aksaraylılara derin saygılar sunarız.

28 AĞUSTOS 1936'DA NİĞDE

Ömer Fethi GÜRER

İlk çıkışı İkinci Kanun 1928 olan Niğde gazetesi Haftalık olarak 1936 yılında Cuma günleri yayınlanır. Yıllık abone bedeli 250 kuruş olan gazetenin 28 Ağustos 1936 tarihli sayısında haberler.

ŞEHİR PLANI YAPILIYOR

Şehrimizin İmar planını yapacak olan Profösör Eğli, Cumaretesi günü şehrimize gelerek plana esas olarak tetkikakta başlamıştır.
Profösör Egli, Niğde'de dört gün kalmış bu müddet zarfında şehrin her tarafını gezerek müteaddit fotoraflar almıştır.

Profösör planı tamamlamak için daha bir kaç defa şehrimize gelecektir.Tanınmış bir şehirci olan Profösör Egli'ye Niğde planının yaptırılması hususunda tavassutta bulunan değerli hemşerimiz Mühendis B.Asım'a teşekkürü bir ödev sayarız.

VALİMİZİN TETKİK GEZİLERİ

Vali Faik Üstün, Kültür ve Tarım Direktörleri ile o yıllarda Niğde'ye bağlı Nevşehir ve Arapsun ziyaretleri habere konudur. Haberde "Vali Faik Üstün bu gezilerinde Nevşehir Elektrik santralının temelini atmak ve aynı zamanda hükümet bitişiğindeki metruk bahçeyi az bir himmetle iyi bir park haline getirmek gibi herkesin sevincini mucip olan büyük bir muvaffakiyet kazanmıştır" denilerek heyetin Çarşamba günü Niğde'ye döndüğü belirtilir.

FERİT ECER

Ferit Ecer ile ilgili haber de, Kıymetli gençlerimizden Matbaa Müdürümüz Ferit Ecer Halkevi namına İstanbul'da açılan üçüncü dil kurultayına delege olarak seçildiğinden Cuma günkü Toros Ekspresi ile İstanbul'a gittiği haberidir.

VİLAYET DEFTERDARI TAKAUDE SEVK EDİLDİ

Vilayetimiz Defterdarı B. Refik Özçelik'in takaude sevk edilerek işten ayrıldığı ve yeni defterdar gelinceye kadar bu vazife vekaleten Mal Müdürü Nedim Öğüt tarafından bakılacağı haber alınmıştır.

TERFİ

Ortaokul Beden Terbiyesi öğretmeni K.Kiper Kültür Bakanlığınca maaşına beş lira zamla terfi ettirildiğini işittik.Çalışkan arkadaşı kutlar başarılar dileriz.

TAHVİL

Niğde Tahsil Müfettişi Hamit Binici'nin Kırşehir Vilayeti Maliye Tahsil Kontrol Memurluğuna ve Bor kazası Tahsil Müfettişi Ramazan Ersoy'un Niğde Maliye Tahsil Kontrol Memurluğuna tahvil edildikleri Maliye Vekaletninden verilen emirle anlaşılmıştır.

YENİ VARİDAT DAİRESİ KADROSU

Yeni gelen Vilayetimiz Varidat kadrosunda 35 lira maaşla bir Varidat Konrol Memurluğu, 30 lira maaşlı bir Varidat Memur Muvanliği bulunduğu ve yeni kadronun 1.9.1936 tarihinden itibaren tatbik edileceği haber alınmıştır.

VAZİFESİNDE İPKA

Vilayetimiz Maliye Varidat Müdürü Ekrem Erün'ün yeni gelen Maliye Kadrosunda vazifesine ipkaen tayin edildiği haber alınmıştır.

MUHİDDİN PEREK

Hava kurumuna yardım konusu üstünde konuşmak üzere şehrimizde bulunan Aksaray Şarbayı Muhiddin Perek, üç gün şehrimizde kaldıktan sonra Aksaray'a gitmişlerdir.

MÜZE AÇILIYOR

Genel Meclis, tahsisatı kabul edilmiş olan şehrimiz müzesinin Vilayet büçesinin Yüksek tastika iktiranı dolayısıyle açılmasına karar verilmiş ve Müze memuruluğuna kıymetli arkadaşımız Kemal Kiper tayin edilmiş olduğunu memnuniyetle haber aldık.
Şehrimizin belli başlı noksanlarından biri olan müzemizin yorulmak bilmeyen K.Kiper gayreti ile pek yakında tanzim edilerek umuma açılacağını umuyoruz.

MÜSAMARE

Niğde Halkevi gösteri Komitesi üçüncü Dil Kurultayının açılışı adına pazartesi akşamı güzel bir müsamere vermiştir.
Müsamaereye Halk evi Bandosunun çaldığı İstiklal marşı ile başlanmıştır..Her zamankinden başka olarak bu marşa bütün bilenlerin katılması fevkalade gösterişli vakur bir nağmenin koca salonu doldurmasına sebeb olmuştur.
Sonra gençlerden Şükrü tarafından (Çanakkkale) şiiri okunmuştur. Bundan sonra "Aşar soyguncuları" piyesi oynanmış. Mültezim rolunu yapan öğretmen İbrahim Muhtar rolünü yapan Hasan Ulusoy'un ve bütün diğer gençlerin muvaffakiyetleri çok beğenilmiştir... Daha sonra gençler tarafından "Anadolu oyunları" oynanmış, türküler söylenmiş milli rakslar yapılmış ve "Has Bahçe komedisi" oynanmıştır. Bu muvaffakiyetlerinden dolayı gençleri kutlar. Bize güzel bir gece yaşatan Halkevi Gösteri Koluna ve bütün müsamere boyunca çaldığı parçalarla dimağları okşayan Musuki Bando takımına teşekkür ederiz.

ORTAOKULA KAYITLAR BAŞLADI

20 Ağustos perşembe gününden itibaren ortaokula kayıtlar başlamıştır.Kadro 30 Ağustosta kapanıyor.

TİFO AŞISI

Şehrimizde görülen bir kaç Tifo vakası üzerine faaliyet geçen Sağlık Direktörlüğü halka serum tatbikatına başlamıştır.Halk bağlara çıkan Sağlık memurlarını beklemeksizin Hükümete akına yapmaya başlamıştır.Sağlık memuruları her gün sabahtan akşama kadar aşı yapmakla meşguldur.

İZMİR FUARI

Gazete brinci sayfadan İzmir Fuarını da duyurur "Büyük fedakarlıklar sarfı suretiyle açılmakta olan Beynelminel İzmir Fuarı Başvekil General İsmet İnönü tarafından açılacaktır.Yurdumuzun ekonomik sahada inkişafını temin edecek bu gibi sergilere bütün müstahsil ve tüccarlarımızın iştirakini bir yurt borcu olduğu takdir etmiyecek bir kimsenin bulunabileceğini tasavvur etmek mümkün değilidr.
Bütün vatandaşlarımızız bu faydalı sergiye, iştiraki için Devlet Demir Yolları idaresi, her sene olduğu gibi bu senede çok tenzilatlı bir tarife tanzim etmişlerdir.
Bu tarifenin tatbikatına 22.8.1936 tarihinde başlanmıştır. Vilayetimizin tüccar ve müstahsillerininde bu tenzilattan istifade ederek Fuara iştirakini tavsiye ederiz.

NİĞDE'DE KÜLTÜR

29 Birinci Teşrin 1937 tarihli Niğde gazetesi Zeki Oral, Niğde'de kültür'ü iki aşamada ele alır ve Eski Çağlardaki durumu ile Cumhuriyet devresini yazar. 60 yıl öncesinde Niğde'de genel durumu anlatan bu yazıyı aynen yazdım. Tarihi doku içinde Niğde'yi anlatan Zeki Oral yazısı ile o günleri anarken geleceğe bir belge olacağını düşünüyorum. Niğde ile ilgili iki önemli yıllıkta 1960 sonrasında hazırlandığı için Niğde gazetesi bir yerde döneminin yıllığı görevini görüyor.
Gazete'de Zeki Oral'ın yazısı:
Niğde'nin kültür durumunu iki bölümde gözden geçireceğiz.Eski çağlardaki kültür ve Cumhuriyet devrindeki kültür hareketleri.
1 - Eski Çağlarda Kültür durumu Tarihin gösterdiğine göre Niğde;ta eski çağlardan beri önemli bir kültür merkezidir..Orta zamanlardan kalmış olan Şelçuk,Karaman oğulları Medreseleri, Camileri, Muallimhaneleri ise sanat ve mimarlık bakımından birer bedia; Türk tarihine işlenmiş birer pırlanta olmakla beraber Niğdenin o çağlardaki kültür durumunu bügün bile açıkça anlatan şahitlerdir.
Niğde Şah Mehmet Muallimhanesinde emsalinde ilk tahsil(Mebadii ulum)(Medresisi Beyza) denilen Akmedresede yüksek ilimler okunurdu.
Niğdenin yetiştirdiği Alimler, Şairler, Müverrihler, Askerler ve idare adamlarından pek çok tarihi similar vardır.Binaenaleyh Niğde halkı eskiden beri ilmin kıymetini iyi bilmiş ve irfan nimetinden nasiplerini bol bol almışlardır.

Gene tarih gösteriyorki; Şelçukiler, Karaman oğulları devrilerinde kültürel,sosyal ve ekonomik durumları itibari ile ön safta bir merkez olan Niğde Osmanlılar zamanında ihmal edilmiştir.

Asırlarca övey ana elinde kalmış yetimler gibi nefretle karışık bir kinle içlenen Niğdeliler Osmanlılara karşı yapılan isyanların kimi başında kimi yanında bulunmuşlardır.Nihayet Cumhuriyet güneşinin Samsun'da doğduğu gün birer ay çiçeği gibi o parlak güneşe dönmüşler,ezeli bir huşu ile o nura sığınmışlardır. Büyük Atanın ilk işaretlerinden hız alarak Fransızları Gülek boğazında tutsak eden Niğdeliler muhakak ki; eski çağlarda emsalini Osmanlı zamanında ekseriya mahrum kaldıkları irfan nuruna Cumhuriyet devrinde kavuşabildiler.,
1919 senesine kadar Niğde ili ve ilçelerinde (Mekatibi İbdtidaiye)lere devam eden talebe saytısı 500-1500 raddesinde olup öğretmenlerinde ekseriya medreslerden yetişme hocalardı. Mektep binaları ise cami koyluklarına sıkışmış daracık yerler, medrese odalarından ibaretti.

Buralarda okuyan talebelerde zamanı terennüm eden birer bülbül gibi idiler.

Ömer Fethi GÜRER'den : OVACIKLI ALİ UĞUŞ

OVACIKLI ALİ UĞUŞ

Ömer Fethi GÜRER

80 yaşına ulaşmış Ali Uğuş Ovacık'ta Uluağaç yoluna giderken evinin önünde rastladık. Çocuklarla sohbette idi. Yanına vardık. Dünü ondandan dinledik. O arada aklında kalan manileri söyledi. Yazdık.
"Dokanır hatıra kendini bilmez
Asılzadelerden hiç kemlik gelmez
Muradımla Naslahat
Size Layık Bunu dinlemek" dedi ve yaşamından bölümler aktardı."Çok perişanlık çektim. Bügünüme şükür" diye konuştu. Ve öğrendiklerini, bildiklerini okudu.
"Bende bir gül iken,
Açarken soldum.
Anamdan doğalı dert ile doldum.
Yitirdim aklımı mecbure döndüm.
Ben ağlarım sen gül gayrı"
Anam senden ayrılalı yüzüm gülmedi
Senden bana doğru haber gelmedi,
Çok çabaladım oğlum kızım kıymet bilmedi.
Onun için ağlıyarak gezerim.
Yolun üzerine kazın benim mezarımı
İşsizlere evler oldu benim durağım
Dert üstüne dert bağladı benim yüreğim
Nereye gitti kömür gözlü meleğim
Onun için ağlayarak gezerim.

Ali Uğuş 80 yaşına eren yaşamında anıda çok anlatıda işte sigara için belleğinde taşıdığı bir şiiri de bize okudu. Sigara zararına değindi.
Cara içenler Tiryakiler Tütünü gayet çok sever
Birini sarmadan birini ever
Cigarası tükenince karıyı döver
Erkeğim diye kurulurmu ola der
Tiryakiler oturmuş ederler merak
Tabakada tütün yok ki sarak
Çocukları açık çıplak
Kendileride sırf kabak
Kalın kağıt kaba verir dumanı
Öksürük gelince vermez amanı
Döşü saz çalar ümüğü kemanı
32 damar hep birden oynar.

Ovacıkta tarihi doku içinde Ali Uğuş konuşarak Ovacık ile ilgili farklı anılarıda dinledik. Ömrü uzun olsun sohbeti hoş adamdı.Kimden duymuş, kim yazmış anımsamıyordu ama sözleri aklında kalmıştı. Bizde bilmeyenlerde okusun diye yazdık

Ömer Fethi GÜRER
Niğde - 31.08.2006

OVACIK'TA DERTLİ DEDE

Ömer Fethi GÜRER

Ovacıkta kiliseden dönme camiden sonra muhtemel Manastır olan yeri gezdik. Aracımıza doğru gideceğiz . 87 yaşında bir dedemiz orada oturuyor. Evi yıkılmasın diye uğraş veren Süleyman Çağlıyan ile kısa sohbet ediyoruz. Bölgedeki genel dokuyu iyi bilen ama yaşlılığı ile kulakları zor duyan Süleyman Çağlıyan Evi belediye tarafından yıkılacakmış. Oda engel olmuş Sonuçta göz altına dahi alınmış ama benim evim eski yapı diye mücadele başlatıp en azından evin yıkımı bir süre erteletmiş. Avukat Ahmet Oğuz Özmen davasını takip ediyormuş. Konya'dan keşif için geldiler. Ben evimi yıktırmamak için uğraşıyorum. Benim evim eski ev tarihi eser; ayrıca benim anılarım bu evde diyen Süleyman dede dünde aklında kalanları da anlatıyor. Rumların köyde Kurtuluş Savaşında çan çalıp sevindikleri ve Yunan geliyor diye mutlu olduklarını büyüklerinden de dinlediğini o zamana kadar ise köyde bir ayrışma olmadığının söylendiğini anlatıyor. Yunan Afyona gelinceye değin fena değillerdi. Sonra şımardılar sonunda rahmetli Atatürkümüz vatanı kurtardı. O zamanlar Yunan çok zarar yaptı. Çocukları saklamak zorunda kalındı.Seferberlik çocuğu olduğum içinde baba bilmem. Millet hükümeti besleyerek bu vatan yeniden var oldu Kışın ayakkabı görmeden büyüdük. Ağaç takoz(takunya) giyerdik.Bit vardı. Değişik çamaşır giyemezdik. Yoksulluk vardı ama
Vatan sevgisi ile her sorunun halli sağlandı.zor günler geçirsek te vatanımızı koruduk." Süleyman Dede dün ile ilgili anlattıkça anlattı ve sözü yine evine getirdi. Belediye yol açma çalışmaları nedeni ile bazı evleri yıkmıştı. 350 hane ve 1500'e yakın nufus yaşayan bölgede belediye Başkanı Ali Aksoy yol açma çalışmaları başlatmış o arada Süleyman Dede evine sıra gelince dede yollara düşüp hakkını aramaya koyulmuş. "Bu evler eski evler yıkılmaz, tarihi eserdir" diyor ve evi içinde her girişimde bulunacağını söylüyor. Beldede çok sayıda Rumlardan yada Osmanlı döneminden kalan ev var. Çevrede kemerli yapılar dikkat çekiyor. Kimide yıkılmış. Mustafa Özer'e ait ev dikkatimizi çekiyor. Kemerli bu evde Tat Filip adlı bir Rum yaptırmış. İstanbul'da yaşayan bu Rum eve oturmadan evi elden gitmiş. Planı ve yapı olarak şekli korunması gereken eserlerden izlenimi veriyor.
Muhtar Necati Çetinkaya Aşağı Mahallede de çoğu evin harabe haline geldiğini tarihi yapıların korunmaması halinde yıkıntıya döndüğünü anlatarak korunsa iyi olur ama korunmayıp yıkıntı olunca da bir yararı kalmıyor diye konuşuyor.
Belediye yol açma çalışmalarında bazı yapıları kaldırmış ama bu konuda bölgede ciddi bir inceleme yapılıp uzmanların konuyu irdeleyip irdelemediği ise soru işareti olarak duruyor.

Ömer Fethi GÜRER
Niğde - 01.09.2006